Dış Orta ve İç Kulak Enfeksiyonları Tedavisi

Dış Orta ve İç Kulak Enfeksiyonları Tedavisi

   Kulak işitmemizi sağlayan organ olarak 3 ana bölümden oluşur : Bu bölümler dış kulak, orta kulak ve iç kulaktır. Hepsi aynı organa ait olsa da bu alt bölümlerin her birinin hastalığı birbirinden çok farklı şikayetlere sebep olur ve tedavileri de birbirinden çok farklıdır.

   Dış kulak dediğimiz alan kulak kepçesinden kulak zarına kadar olan kulak kanalımızı oluşturan kulağın en dış kısmıdır. Bu alan bizim otoskop dediğimiz kulağa bakma aleti ve endoskop dediğimiz kamera sistemleri ile neredeyse %100 ünü görebildiğimiz bir alandır. Bu alanda en sık birikmiş kulak kiri, dış kulak enfeksiyonu ve kulağa kaçan yabancı isimleri görmekteyiz.

   Dış kulak enfeksiyonları kulağın dışından gelen mikroorganizmalarla ilişkilidir, dış kulak enfeksiyonu olan hastaların %90ında yakın zamanda havuz ya da hamam gibi kirli olma riski olan su kaynağı ile temas öyküsü vardır. Hastada şiddetli ağrı, kulakta dolgunluk, kulak kanalından akıntı ve işitmede azalma şikayetleri mevcuttur. Bazen hastalık ilerleyerek kulak kanalını kapatır, kulak kepçesi, kulak önü cildi de enfeksiyona dahil olabilir. Etkenler genelde bakteri olmakla beraber kaşıntının ön planda olduğu hastalarda mantar enfeksiyonları da görülebilir. Muayene ile bu ayrım yapılabilir. Öncelikle kulak kanalının temizlenerek açılması gerekir, aksi halde dökülen damlalar bir işe yaramaz. Gerekli görülürse kanal açıklığını sağlayabilmek için kulağa tampon konulabilir. Bakteri ya da mantarlara karşı etkili damlalar ve gerekli görülürse ağızdan antibiyotik tedavisi ile hastanın takibe alınması gerekir. Tedavi sürecinde kulağın nemli kalmaması adına sudan koruma yerinde bir önlem olacaktır.

   Orta kulak dediğimiz alan kulak zarı ile iç kulak kemiği arasındaki havalı boşluktur. Bu havalı boşluğun içinde duyduğumuz ses titreşimlerini iç kulağa ileten çekiç örs ve üzengi kemikçikleri bulunur. Dış kulağın aksine orta kulağın enfeksiyonları dış kulak kanalı ile gelen mikroorganizmalarla ilgili değil, burun boğaz yolu ile iç sistemden gelen mikroorganizmalar ile ilgilidir. Orta kulak enfeksiyonlarında hastada şiddetli ağrı, işitmede azalma, enfeksiyonun kulak zarını delmesi halinde kulaktan kanlı akıntı görülebilir. İlerlemiş vakalarda enfeksiyon iç kulağa (labirentit) ya da orta kulak arkasındaki havalı odacıklara yayılabilir (mastoidit). Bu yayılma hali şikayetleri ciddi oranda artırır ve hastanede yatış gerektirebilir. Bu enfeksiyonların sık tekrarlaması kulak zarında kalıcı deliğe, kulak kemikçiklerinde erimeye ve doğal olarak işitme kaybına sebep olabilir. Bu sebeple mutlaka tedavi başlanmalıdır. Genelde ağızdan başlanan antibiyotik tedavisi ile durum iyileşir, komplikasyon olması halinde damardan ya da kalçadan antibiyotik tedavisi gerekebilir. Sık orta kulak enfeksiyonu olan hastalarda kulağa tüp takılması planlanabilir.

   İç kulak ise kulağın beyine en yakın parçasıdır. Beynin yan taraflarını kapatan temporal kemik içinde yerleşmiş işitme ve denge organı tarafından oluşturulur. Kemikçikler ile iç kulaktaki salyangoza iletilen ses titreşimleri buradan da sinirler vasıtası ile beyine iletilerek sesin ne olduğu ayırt edilir.

   İç kulak enfeksiyonları genelde geniz ya da burundaki virüs kaynaklı enfeksiyonların orta kulağa ve oradan da iç kulağa geçmesi şeklinde olur. İç kulak enfeksiyonları beyine daha yakın olması sebebi ile orta ve dış kulak enfeksiyonlarına göre çok daha şiddetlidir. Hastalarda işitme kaybı, belirgin baş dönmesi (vertigo) bulantı kusma en sık görülen şikayetlerdir. Bu alan enfeksiyonlarında antibiyotikler o kadar etkili değildir, steroidler, baş dönmesi engelleyici ilaçlar tedavi üstünde daha etkilidir. Optimum tedavi verilse bile hastalarda kalıcı işitme kaybı ya da aylarca sürebilen sersemlik hissi şeklinde baş dönmeleri kalabilir.

Instagram Youtube